Genel / Gezi Yazıları

Karadeniz’in Antalyası; Sinop !

Çoğu yaz olduğu gibi bu sene de Karadeniz’in incisi olan memleketim Sinop’daydım. Döneli yaklaşık bir hafta oldu. Tadı damağımda kaldı, hiç dönmek istemedim diyebilirim.

Bu yaz sezonunu dolu dolu bir tatil ile geçirdim desem galiba abartmış olmam. Kurban bayramından sonra bir çıktım evden sadece eylül ayını evde geçirmiş oldum. O da yaz temizliği ve biriken evrak işleri ile geçiyor. Neyse, ben sizlere Sinop tatilimden bahsetmek istiyorum. Sinop benim memleketim, bizim dedelerimiz köyden kente göç etmeden evvel buralarda yaşıyorlarmış. Biz de her yaz olduğu gibi bu yaz da gittik, hem memleket havası aldık, hem de mis gibi bir deniz, kum, güneş tatili yaptık.

Geçen senelerde Akliman’da bir pansiyonda kalmıştık, bu sene de Hamsilos koyunda bir tatil köyünü tercih ettik. Evden ziyade bahçede vaktimiz geçeceği için yemyeşil meyve ağaçları ve rengarenk süs çiçekleri olan bir yer seçtik. Kaldığımız evin bahçesi harikaydı, sabaha kadar oturup, salıncak sohbetleri ettiğimiz, güzel anılar biriktirdiğimiz bir mekan olarak tadı damağımızda kaldı. Evin içi için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim çünkü hijyen açısından ben pek sağlıklı bulmadım, çok fazla insan gelip kaldığından mı olsa gerek çok temiz değildi. Orta halliydi. Fiyat olarak da geçen senelere nazaran enflasyon etkisini göstermiş ve aşırı bir pahalılık hakimdi.

Günümüzün çoğunu plajda ya da evin bahçesinde piknik yaparak geçirdik. Zümra ve Alihan benim iki küçük sevimli mi sevimli yeğenlerim, bahçeye ve denize bayıldılar. Onlar için iyi bir enerji atma ve tazelenme oldu tabi bizim içinde. Ama en çok tatil çocuklara yarıyor. İstanbul’da apartman dairesine tıkılıp kaldıkları için bir bahçe bulunca coşuyorlar. Alihan henüz 2 yaşında olmasına rağmen denize kendi girmeyi isteyecek kadar suyu sevdi. Hamsilos koyunun suyu sıcak ve tertemizdi. Ilık bir duş alıyormuşsunuz hissi veriyor. Çocuklar da bu sayede sudan ürkmediler ve rahatlıkla suya girip, yüzdüler. Ben hiç çıkmak istemedim. Gün boyu suyun içerisinde kalmak istedim diyebilirim.

Plaj ve yemek sonrası, Hamsilos’un sahili boyunca turladık. Balık restorantları ve dürümcüleri harika! Denizden sonra çok güzel gidiyor. Bir boğa burcu olarak yemek yemek  hayatımın anlamlarından ve ben bir yerin yemekleri güzel diyorsam kesinlikle güzeldir 🙂 Sahilde biz çocukları oyun parklarından zor kopardık, her şeyi ufak çocuklara göre dizayn etmişler ve hepsi paralı! İşi ticarete dökmüşler kısacası. Yaklaşık bir saatte oyuncaklara 200 TL harcadık desem inanır mısınız ? Henüz 2 yaşında olan ufaklık bile babasına para haznesini gösterip, oyuncağı çalıştır diyor. Bu zamanda çocuklar para ile büyüyor diyenlere abartıyorsunuz canım diyordum. Gözümle de görmüş oldum.

Hamsilos’un denizi, havası güzel peki ya ormanları ?

Onlar da acayip güzeller, adı üstünde Karadeniz. Yemyeşil her yer. Hamsilos’a özel turistik bir tabiat parkı yapılmış. Giriş kişi başı 7 TL idi. Giriyorsunuz, içeride tabiat yürüyüş alanı var, fotoğraflar çekilebileceğiniz alanlar var. Denizi ve ormanları uzun uzun izleyip, deniz ve orman kokusunu içinize çekebileceğiniz bir atmosfer var. Rüzgarı sert değil, hafif serince ve ılık yüzünüzü yalayan bir esintisi var.  Her ne kadar buraları gezerken çocuklar denize gireceğiz diye ağlasalar da denize girmedik. Burası plaj alanı değil ve deniz derinliği çok yüksek. Kimse denize girmiyor, muhtemelen giren olsa müdahale edilir, tehlikeli olduğu aşikar.

Daha sonradan Sinop Gerze’ye gittik. Burada Sorkun şelaleleri olduğunu duyduk  ve görmek istedik. Gerze inanılmaz güzel, masmavi bir ilçe. Ben bayıldım bu küçük, şirin tatil köyüne. Sahili çok hoş, denizi çok güzel. Bir günümüz de Gerze ilçesinde gezerek geçti. Arada soluklandığımız yerler , fotoğraf çekildiğimiz yerler oldu.

Denize doyduktan sonra memlekette ne kadar göl, gölet, şelale, çay varsa hepsine gittik. Bazılarında mangal ve semaver yaptık, bazılarında sadece hava alıp geldik. Memleketimizin yaylasına çıktık. Kapandüzü yaylası diyorlar ismine. Taşların arasında akan buz gibi sulara akıl sır erdiremediğim yaylalar. Acayip soğuk su ve hava. İstanbula geldiğimizde eyyam-u bahur sıcakları kasıp kavuruyordu ve ben orada yaşanan iklimi düşünüp allahım nereden geldik buraya diyip durdum. Tam sıcakların başladığı vakit biz dönmek durumunda kaldık, çünkü iznimiz bitti. Asıl eyyam-u bahur sıcaklarını Sinop’da geçirmek gerekiyormuş.

Memleketime ve Sinop’un mavi yeşil berrak enerjisine doyup geldim, Ekim civarı Allah nasip ederse Antalya Kalkan’a tekrar villa tatili yapmaya gideceğiz. Bu sefer Fethiye’yi görmek, oraları gezmek istiyorum. Bu sene daha güzel geçeceğine inanıyorum çünkü hem geçen seneden tecrübeliyiz, hem de gezmek için araba kiralayacağız. Bakalım dönüşte Fetihiye’yi ve diğer gezdiğim yerleri de sizlere anlatacağım. Hoşçakalın..

Yazar

ferhanaydemir96@gmail.com
2018 yılında Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldum. Avukatım, bilişim ve hukuk alanlarında çalışmaktayım. Bu siteyi mesleki alanda öğrendiklerimi paylaşmanın yanında, okuduğum kitapları , gezdiğim yerleri, izlediğim filmleri, bilgimin ve görgümün kazanımlarını paylaşmak için açtım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yurt Dışı Turları

8 Ağustos 2022