Gezi Yazıları

İstanbul Ankara Arası YHT Yolculuğu Hatıraları

Osmanlı’nın başkentinden Cumhuriyet’in başkentine yolculuk yapmanın heyecanı ile İstanbul Ankara arası YHT biletlerini almak, ilk işimiz oldu. Biletlerimizi yaklaşık bir ay evvelinden aldık çünkü boş yer bulmak mümkün olmuyor. 26 yaş üzeri yetişkin biletleri şuan için 84 TL. öğrenci ve yaşlılar içinse ayrıca indirimler mevcut. Doğu ekspresi için de aynı şekilde bilet bulmak mümkün değil, önceden almak gerekiyor. Ankara seyahati sonrası onun için de plan yapacağız, gittiğim, gördüğüm her yere bloğumda yer vermek istiyorum inşallah. 🙂

Şimdilik 1 ay evvelinden hazırlığını yaptığımız başkent yolculuğumuza başlayalım bakalım, Ankara  nasıl geçmiş ?

Demiryolu Seyahatimiz Başlıyor !..

31 Aralık cuma akşamı saat 19.45’e biletlerimizi aldık. Pazar günü de aynı saatte dönüş biletlerimizi aldık. Sadece hafta sonumuzu değerlendirebileceğimiz bir yolculuk planı yaptık. YHT benim için uçaktan sonra diğer bir ilk oldu. Daha önce hiç binmemiştim. Uçak kadar olmasa da bir o kadar keyifli ve konforlu seyahat aracı diyebilirim. İlk olarak biletlerimizi okuttuk ve tren kısmına giriş yaptık. Vagonumuzu bulduk ve alımlar başladığında yerimize yerleştik. Eşyalarımızı yerleştirebileceğimiz koltuk başlarında bölmeler var. Bavullarınızı, montlarınızı, çantalarınızı oraya koyabiliyorsunuz.

Laptop’da çalışarak ya da kitap okuyarak gidebilirsiniz. Biz eşimle biraz çalışarak biraz da Serdar Bey’in podcastlerini dinleyerek yolculuk yaptık. Toplantı yapmak isteyen iş insanları için bussines bölümü de ayrıca mevcut. Sanırsam kişi başı 100 TL kadar bir farkı var. Tren şehir içerisinde yavaş gidiyor, Şehirden çıktıktan sonra ise 250 km/h ‘e kadar hızlanıyor. Tıpkı uçak seyahatinde olduğu gibi bir ‘vuuu’ diye ses duyuyorsunuz. Sıkça da kulaklarınız tıkanıyor. Muhteşem bir hız, kısa sürede varacağınız yere sizi ulaştırıyor. Durmak yok, ara yok, mola yok. Her şey çok pratik ve kompakt.

 

Akıllara gelen ilk soru tren mi otobüs mü ? 

YHT yolculuğu , otobüs yolculuğu  gibi yorucu değil. Otobüsler çok fazla dur kalk yapıyor, mola veriyor. Işıklandırma yetersiz oluyor ve sürekli bir uyku hali ile perişanlık diz boyu bir şekilde yolculuk yapıyorsunuz. Üstelik zamanınız da çok gidiyor; ama YHT öyle değil, her yer aydınlık, ışıklandırmaları mükemmel diyebilirim, içeride tuvalet banyo ve kafeterya mevcut. Çalışabileceğiniz ortam müsait. Laptop ya da  netbook ile işinizi yapabileceğiniz ortamınız var. Bussines bölümü var. Bir de treni tercih eden insanlar biraz da elit kesime ait insanlardı diyebilirim. Bir tık daha farklı bir aurası vardı gibi…

Başkente İniş yaptık !

Tren Eskişehir’de durduktan sonra diğer durağı Ankara Eryaman oldu, bir sonraki ise Ankara Ulus tarihi tren garıydı. Biz Ulus’ta indik. Aslında gideceğimiz yer Eryaman’a daha yakındı lakin biz tarihi garı da görmek istedik. Saat tam 12’yi gösterirken yani 2021’in bitişi 2022’nin başlangıcında tarihi gara adımımızı atmış bulunduk. Muhteşem duygular içerisindeydim. Ortam çok ıssız ve nostaljikti. Düşünün Atatürk’ün geçiş yaptığı yerlerden geçiş yaptık oralara dokunduk, o tarihi soluduk. Kapıları, metalleri, camları, detayları her şeyi tarih kokuyor. Dışarıya adımımızı attığımızda ise 2022’ye giriş  havai fişekleri patlıyordu. Birkaç kare almayı da ihmal etmedik tabi.

Yılbaşı akşamıydı indiğimiz akşam o gece yolculukta geçtiği için pek bir şey yapamadık. Güzel bir dinlenceden sonra ertesi sabah gezmek için erkenden kalktık ve hazırlandık. İlk işimiz Cumhurbaşkanlığı külliyesini görmeye gitmek oldu. Civarındaki Türk işi Disneyland’ı da görmüş olduk. Dışarı adımımı attığım anda bu  koskoca şehrin(yüz ölçümü ciddi büyük) kültür ve müze gezisini iki güne sığdırmak ve üstelik bu arada akrabaları da ziyaret etmenin mümkün olmadığını anladım. En azından önemlileri önden halledelim, başka bir zaman tekrar bir gezi planlayalım dedik.

Ulus Eski Meclis’te aldık soluğu. Milli mücadelenin ilk meclisi olan eski meclisi ziyaret etmiş olduk. Şuan müze konumunda olan eski meclis Ulus meydanındaki Atatürk heykelinden aşağıya doğru inerken 500m ileride sağa doğru düşmektedir; şuan ki minibüs duraklarının olduğu yerde.

Ulus’tan sonraki diğer durağımız Çankaya semtinin çiğdem mahallesiydi. Burada şu konuya değinmek istiyorum ki; Ankara’da bir semtten başka bir semte gitmek şehirlerarası yolculuk gibi uzun sürüyor neredeyse 🙂 Yüz ölçümü büyük bir şehir olduğu için ilçeler arası mesafe ve ilçe büyüklükleri İstanbul’a nazaran çok daha büyük ve aralıklı. İkinci durağımız olan çiğdem mahallesi ODTÜ üniversite ormanının hemen bitişiğindeki mahalle. Tasvir etmek gerekirse sakin bir anadolu kasabasını uyandıran havası var ; ama çok zengin ve bürokratik bir çehreye de sahip bir semt. Kendi içerisinde küçük bir yerleşke olan Çiğdem çok şık sitelere ev sahipliği yapıyor. İçerisinde otobüs durakları, fırınları, marketleri mevcut. Planlı bir yerleşimi var. Ankara’nın diğer semtlerine nazaran arsa ve daire fiyatları da çok daha yüksek.

Bugünümüzün akşamında akraba ziyaretlerimiz için Keçiören Bağlum’a geçtik. Sıhhiye üzerinden EGO otobüsü kullanarak ulaşım sağladık, burada meşhur Ankara Adliyesi’ni de görmüş olduk. Ertesi günümüz Kahramazankazan’da geçti. Çarşısını, pazarını gezdik, dolaştık. Ankara’da müthiş bir sanayileşme var özellikle Kazan ilçesinde adım atsanız bir fabrikaya OSB’ye denk geliyorsunuz. Çarşıya inerken kabak tarlalarının arasından geçiyor, yolda keçi, kuzu vs de görmeniz mümkün. Termal havuzları ve termal otelleri de mevcut Kazan’ın.

Ankara yolculuğunu Sincan ve Eryaman üzerinden tamamladık. Bu sefer indiğimiz yerden değil Eryaman ilçesinden tekrar dönüş trenine bindik. Çok güzel ve dolu dolu bir haftasonu geçirdik, bolca gezdik, dolaştık, sohbetler ettik. Kısa sürdüğü için midir nedir tadı da damağımızda kaldı. En kısa zamanda tekrarını yapmak istiyoruz. YHT’nin konforlu  ve pratik oluşu, bize sık sık gidebilme imkanı sağlayacak.

Ankara’dan bana kalan tek olumsuz duygu, bacaklarımı titreten ayazı ve kar yağmamış olmasına rağmen tutmuş olan buzlarıydı. Onun dışında bürokrasinin ve resmiyetin kalbi olan bu şehir bizde güzel duygular biriktirdi. İnşallah bahara doğru tekrarlayacağız.

Kazan belediyesinin bende yeri çok ayrı; çünkü gelin başı için anlaştığımız  kuaförümün salonu tam belediye binasının yanındaydı 🙂

 

Yazar

ferhanaydemir96@gmail.com
2018 yılında Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldum. Avukatım, bilişim ve hukuk alanlarında çalışmaktayım. Bu siteyi mesleki alanda öğrendiklerimi paylaşmanın yanında, okuduğum kitapları , gezdiğim yerleri, izlediğim filmleri, bilgimin ve görgümün kazanımlarını paylaşmak için açtım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir